Gerçek Ve Tüzel Kişilerin Belediyelerden Olan Alacaklarının Cebrî İcra Yoluyla Tahsili 24 Şubat 2026
Belediyeler, kamu tüzel kişiliğini haiz yerel yönetim birimleri olup, hem özel hukuk ilişkilerinden (örneğin kira sözleşmeleri, hizmet alımı sözleşmeleri vb.) hem de kamu hukuku çerçevesinde tesis ettikleri idari işlemler ve yürüttükleri faaliyetlerden kaynaklı olarak borç altına girebilmektedirler. Bu bağlamda, belediyelerden alacaklı konumunda bulunan gerçek veya tüzel kişilerin, söz konusu alacaklarını cebrî icra yoluyla tahsil edip edemeyecekleri hususu, idare hukuku ile icra ve iflas hukuku bakımından hukuki değerlendirme gerektiren önemli bir mesele teşkil etmektedir.
|
Bilindiği üzere, belediyeler 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili mevzuat uyarınca kamu tüzel kişiliğine haiz yerel yönetim birimleridir. Bu tüzel kişilik statüsü, belediyelere kamu gücüne dayalı birtakım yetki ve ayrıcalıklar tanımakla birlikte, aynı zamanda belirli yükümlülük ve sınırlamaları da beraberinde getirmektedir. |
|
Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca, idarenin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolu açıktır. Öte yandan, kamu alacaklarının takibi ve tahsili hususunda özel bir usul öngörülmüş olup, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca, kamu alacakları kamu gücüne dayalı olarak, idari prosedürler çerçevesinde cebren tahsil edilmektedir. |
|
Bununla birlikte, burada önemle vurgulanması gereken bir ayrım bulunmaktadır. Şöyle ki; eğer borçlu sıfatı kamu tüzel kişiliğini haiz bir belediyeye ait ise ve alacaklı gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi konumundaysa, bu durumda kamu gücüne dayalı bir tahsil yetkisinden bahsedilemez. Aksine, söz konusu gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisinin belediyeden olan alacağını tahsil edebilmesi, genel hükümler uyarınca 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında mümkündür. |
|
Dolayısıyla, belediyelerin borçlu sıfatını taşıdığı hukuki ilişkilerde, kamu alacakları rejiminden farklı olarak, özel hukuk hükümlerinin uygulanması ve buna bağlı olarak adli yargı mercilerinin görev alanı içerisinde yürütülmesi söz konusu olmaktadır. Bu kapsamda, alacaklının belediyeye karşı cebrî icra takibi başlatabilmesi mümkündür. |
|
Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, belediyelerin icra takiplerine ilişkin olarak "devletin cebren takip edilemeyeceği" yönündeki itirazlardır. Ancak, Yargıtay içtihatları bu hususta açık ve nettir: Belediyeler kamu tüzel kişiliğine sahip olmakla birlikte, özel hukuk ilişkilerinden kaynaklanan borçları nedeniyle, gerçek ve tüzel kişiler tarafından adli yargı mercileri nezdinde icra takibine konu edilebilirler. Bu durum, belediyeleri kamu tüzel kişiliğine haiz olmasının cebren takip yasağı anlamına gelmediğini ortaya koymaktadır. |
|
Bu noktada önemle belirtmek gerekir ki; icra takibi sürecinde belediyelerin haczedilemeyecek mallarına ilişkin yasal düzenlemeler, uygulamada özel bir önem arz etmektedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca, belediyelerin kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazları ile bağış ve yardımlar, proje karşılığı borçlanmalar ve vergi, resim ile harç gelirleri haczedilemez niteliktedir. |
|
Bununla birlikte, bu korumanın kapsamı bakımından esas olan, ilgili mal veya gelirin kamu hizmetinde fiilen kullanılıyor olmasıdır. Yargıtay içtihatları da bu doğrultuda, yalnızca idari bir işlemle tahsis yapılmış olmasının yeterli olmadığını; söz konusu mal veya kaynağın kamu hizmetine yönelik fiili kullanımı bulunmadığı takdirde, haczin mümkün olduğunu vurgulamaktadır. |
|
Gerçek veya tüzel kişiler tarafından başlatılan icra takibi sürecinde, belediyeye karşı ödeme emri tebliğ edilir ve belediye bu ödeme emrine karşı yedi günlük kanuni süre içerisinde itirazda bulunabilir. İtirazın yapılması, esas itibarıyla icra takibinin durmasına neden olur. Ancak, belediyenin itirazının dayanaksız veya mesnetsiz olduğu hallerde, alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılarak icra takibinin devamı sağlanabilir. Söz konusu dava neticesinde, mahkemece belediyenin borçlu olduğuna ilişkin kesin ve yürütülebilir bir karar verilmesi halinde, bu karar doğrultusunda haciz işlemlerine geçilebilmesi mümkün hale gelmektedir. |
|
Bununla birlikte, belediyelerin ödeme gücünün artırılması ve kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi amacıyla çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Özellikle son yıllarda yayımlanan Tahsilat Genel Tebliğleri ile belediyelerin nakit çıkışını gerektiren ödemelerinde, kamu borcu yoktur belgesi ibrazı zorunlu kılınmıştır. |
|
Diğer yandan, bazı belediyelerin borçlarının mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmasına rağmen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği görülmekte; bu gibi durumlarda, alacaklılar icra işlemleri yoluyla haklarını aramaktadır. Ancak daha önce belirtildiği üzere, belediyelerin kamu hizmetine tahsisli malvarlığı unsurlarına yönelik haciz işlemleri, hukuki açıdan ciddi sınırlamalara tabidir ve bu unsurların korunması önceliklidir. |
|
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri de zamanaşımı süresinin işletilmesidir. Belediyelerden olan alacaklar, zamanaşımı bakımından genel hukuki kurallara tabi olup, alacağın niteliğine göre farklı düzenlemeler geçerlilik kazanır. Bu kapsamda; özel hukuk ilişkilerinden kaynaklanan alacaklar bakımından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmakta; buna karşılık, vergi, resim ve harç gibi kamu alacakları için, zamanaşımı süreleri 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile belirlenmektedir. |
|
Somut örnek vermek gerekirse, kira alacakları bakımından Türk Borçlar Kanunu'nun öngördüğü beş yıllık zamanaşımı süresi geçerli iken; su kullanım bedeli gibi faturalandırılmış ve kamu hizmetine ilişkin alacaklarda, genel zamanaşımı süresi olan on yıl esas alınmaktadır. |
|
Belediyeler, zamanaşımına uğramış alacakları ödememe konusunda takdir yetkisine sahip değildir. Ancak, bazı durumlarda belediye başkanının veya belediye encümeninin kararıyla terkin işlemi gerçekleştirilebilir. Bu terkin işlemi, yalnızca borcun zaman aşımına uğramış olması sebebiyle değil; tahsilinin mümkün olmaması veya hukuken geçersizliği gibi haklı gerekçelere de dayanmalıdır. Aksi takdirde, kamu zararına yol açılmasının yanı sıra, ilgili belediye görevlilerinin hukuki sorumluluğu gündeme gelecektir. |
|
Sonuç itibarıyla, gerçek ve tüzel kişilerin belediyelerden olan alacaklarını cebrî icra yoluyla tahsil etmeleri hukuken mümkündür. Ancak, bu süreçte belediyelerin kamu hizmetlerini aksatmadan yürütme yükümlülüğü ile alacaklının hak arama özgürlüğü arasında dengeli bir yaklaşım benimsenmelidir. Özellikle haciz işlemlerinde, kamu hizmetinin sürekliliğinin sağlanması amacıyla bazı hukuki sınırlamalara riayet edilmesi zorunludur. Bununla birlikte, bu sınırlamaların keyfî şekilde genişletilmesi suretiyle alacaklının haklarının ihlal edilmemesi gerekmektedir. Mevzuat hükümleri ve yargı kararları, söz konusu dengeyi tesis etmeye ve her iki tarafın menfaatlerini gözetmeye yönelik düzenlemeler içermektedir. |
Diğer Haberler
-
4.6.2026
Kişisel Verileri Koruma Kurulu'ndan Biyometrik Veri Kullanımına İlişkin Dikkat Çeken İlke Kararı
Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun ("Kurul") 29.04.2026 tarihli ve 2026/921 sayılı İlke Kararı ("İlke Kararı"), 2 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Karar, çalışanların mesai ve devam takibinde kullanılan parmak izi, yüz tanıma ve benzeri biyometrik sistemlere ilişkin önemli değerlendirmeler içermektedir.
-
2.6.2026
7545 Sayılı Siber Güvenlik Kanunu Kapsamında Kritik Altyapı Sektörlerinin İlanı ve Başlıca Uyum Yükümlülükleri
Türkiye'de siber güvenlik alanında yeni ve kapsamlı kurallar getiren 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu, 12 Mart 2025 tarihinde kabul edilmiştir. Kanun; Siber Güvenlik Başkanlığı'nın yetkilerini, kurum ve şirketlerin uyması gereken kuralları, denetim mekanizmalarını ve yaptırımları düzenlemektedir.
-
25.5.2026
2025 Bilançosu VERBİS Yükümlülüğü Doğuruyor mu? Son Tarih 5 Haziran 2026
Kişisel Verileri Koruma Kurumu ("Kurum"), 2025 yılı mali bilanço toplamı bakımından kriterleri nedeniyle Veri Sorumluları Sicili'ne ("VERBİS") kayıt yükümlülüğü doğan kurumlar vergisi mükellefi tüzel kişi veri sorumlularına ilişkin önemli bir duyuru yayımladı. Duyuru kapsamında, VERBİS kayıt ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi için tanınan süre 5 Haziran 2026 Cuma gününe kadar uzatıldı.
-
22.5.2026
Rekabet Kurumu Birleşme Ve Devralma Kılavuzlarını Güncelledi: İşlem Tarafları İçin Ne Değişti?
Birleşme ve devralma alanında son dönemde kayda değer gelişmeler yaşanmaktadır. Rekabet Kurumu, bu alandaki mevzuat çerçevesini daha açık ve öngörülebilir bir yapıya kavuşturmak amacıyla kapsamlı bir güncelleme sürecini hayata geçirmiştir. Şubat 2026'da gerçekleştirilen Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ (2010/4 sayılı Tebliğ)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (2026/2 sayılı Tebliğ) ile başlayan bu süreç, Mayıs 2026'da yayımlanan güncel kılavuzlarla yeni bir aşamaya taşınmıştır.
-
20.5.2026
Islah Müessesesinin Sınırlarına Dair Yeni Bir Yaklaşım : İçtihadı Birleştirme Kararı
1. GİRİŞ Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından 08.05.2026 tarihinde verilen karar ile, dava dilekçesinde başlangıçta yer almayan bir talebin sonradan "kısmi ıslah" yoluyla davaya eklenemeyeceği açık şekilde hüküm altına alınmıştır.
-
13.5.2026
SGK'dan Analık Geçici İş Göremezlik Sürelerinde Önemli Değişiklik
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan 08.05.2026 tarihli ve 2026/13 sayılı Genelge ile, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında analık sigortasına ilişkin geçici iş göremezlik ödeneği uygulamaları bakımından güncellenmiştir. Söz konusu değişiklikler, 01.05.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7578 Sayılı Kanun doğrultusunda gerçekleştirilmiş olup özellikle doğum sonrası istirahat sürelerinin artırılması ve mevcut raporlara uygulanacak geçiş hükümleri bakımından işverenler ile çalışanlar açısından dikkat edilmesi gereken yeni düzenlemeler içermektedir.
-
11.5.2026
Meslekî Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu Getirilen Mesleklere İlişkin Tebliğ (2026/1) Yayımlandı
33202 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23 Mart 2026 tarihli "Meslekî Yeterlilik Kurumu Meslekî Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu Getirilen Mesleklere İlişkin Tebliğ'' ile, tehlikeli/çok tehlikeli işler kapsamında yer alan bazı meslekler için Meslekî Yeterlilik Belgesi bulundurma zorunluluğu genişletildi.
-
4.5.2026
Çalışma Hayatında Önemli Değişiklik; Doğum İzni Süreleri Yeniden Düzenlendi
Sosyal Hizmetler Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7578 sayılı Kanun, 01.05.2026 tarihli ve 33240 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu düzenleme ile özellikle analık izin sürelerinde önemli değişiklikler yapılmış olup, bu değişiklikler işverenler bakımından iş gücü planlaması ve organizasyon süreçleri açısından dikkate alınması gereken sonuçlar doğurmaktadır. Bu yazımızda, ilgili düzenleme ile getirilen değişiklikleri ele alıyoruz.
-
30.4.2026
Ticari Sırların Korunması Kanunu Taslağı Yayında!
Türk hukukunda ticari sırlara yönelik farklı kanun ve alt düzenlemelerde çeşitli hükümler bulunmakla birlikte, ticari sırrı doğrudan ve kapsamlı biçimde tanımlayan; farklı koruma ve tedbir mekanizmaları öngören müstakil bir mevzuat bugüne kadar mevcut değildi. Bu boşluğu kapatmak amacıyla hazırlanan Taslak, AB'nin ticari sırlara ilişkin 2016/943/AB sayılı Yönergesi esas alınarak kaleme alınmış olup Türkiye'nin uluslararası ticaret politikalarına ve dijital ticaretin gelişmesine destek verecek bir araç niteliği taşımaktadır.
-
24.4.2026
Prime Esas Kazanç Yemek Bedeli İstisnasında Yeni Dönem
Kanun'un 10. Maddesi ile, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun "Prime Esas Kazançlar" başlıklı 80. Maddesinin, istisna tutarlarını düzenleyen (b) bendinde işverenlerce sağlanan yemek bedeli istisnasında önemli bir değişiklik yapılmıştır.
-
20.4.2026
Cezayı Azaltan veya Ortadan Kaldıran Şahsi Sebep Olarak "Etkin Pişmanlık
1. Etkin Pişmanlık Nedir? Etkin pişmanlık, suçun tamamlanmasından sonra failin duyduğu pişmanlık sonucu gönüllü olarak gerçekleştirdiği telafi edici davranışa kanun tarafından -cezada indirim veya cezasızlık yönünde- hukuki sonuç bağlanmasıdır.
-
9.4.2026
Asgari Sermaye Düzenlemesi İçin Son Tarih: 31 Aralık 2026
Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 332. maddesi anonim şirketler için, 580. maddesi ise limited şirketler için asgari sermaye tutarlarını düzenlemekte, söz konusu tutarların Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ve artırılabileceği hükme bağlanmaktadır. Bu yetkiye dayanılarak çıkarılan ve 25 Kasım 2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile asgari sermaye tutarları önemli ölçüde artırılmıştır. Söz konusu Karar'la;
-
7.4.2026
İSG Eğitimi Yönetmeliği Yenilendi! 2026 Tarihli Yönetmelik Ne Yenilikler Getiriyor?
İş sağlığı ve güvenliği (İSG) eğitimleri, iş kazalarının önlenmesinde proaktif yaklaşımın en temel yapı taşıdır. 02/04/2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni "Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik", 2013 tarihli eski düzenlemeyi yürürlükten kaldırarak eğitim süreçlerinde dijitalleşme, erişilebilirlik ve ölçülebilirlik eksenli köklü değişiklikler getirmiştir.
-
2.4.2026
Azlık Pay Sahiplerinin Hakları: Gerçekte Ne Kadar Güçlüler?
Anonim şirketler başta olmak üzere ticaret şirketlerinde temel kural çoğunluk ilkesidir. Kontrolü elinde bulunduran pay sahipleri şirketin kaderini belirler. Ancak bu durumun mutlak bir hâkimiyete dönüşmemesi için, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ("TTK") azlık pay sahiplerine çeşitli haklar tanımıştır. Bu hakların amacı; çoğunluk ile azlık arasında denge kurmak ve azlığın şirket yönetimi karşısında tamamen etkisiz kalmasını önlemektir.
-
31.3.2026
İmalat Sanayinde İstihdamı Koruma Teşviği Yürürlükte
İstihdamı Koruma Destek Programı Uygulama Yönetmeliği, 3 Mart 2026 tarihli ve 33185 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İmalat sanayinde faaliyet gösteren işletmelerde istihdamın korunması ve artırılmasını amaçlayan program, 1 Ocak 2026 - 31 Aralık 2026 dönemini kapsamakta olup, ödeme talepleri için son tarih 31 Mart 2027 olarak belirlenmiştir.