Gerekçeli Karar Hakkının İhlaline Dair Yeni Aym Kararı Resmi Gazete'de Yayınlandı 14 Kasım 2025
1. GİRİŞ Gerekçe, yargı kararlarında meselenin, sonuçta gösterilen şekilde çözülmesinin nedenini ve niçinini gösteren kısımdır ve hüküm vermenin bir uzantısıdır.1 Gerekçenin içeriğinin tatmin edici ve tutarlı olması, hukukî dinlenilme hakkının ve adil yargılanma hakkının sağlanması açısından mühimdir. Gerekçeli karar, mahkemenin tarafsızlığını ortaya koymakla; gerçekten, dosya içeriğine, akla ve hukuka uygun düşen bir gerekçe sayesinde taraflar davayı hangi maddî ve hukukî sebeplerden ötürü kaybettiklerini veya kazandıklarını öğrenme ve tatmin olma şansına sahip olacaklardır.
|
Gerekçeli karar hakkı da günümüzde temel bir hak olarak kabul edilmekte ve adil yargılanma hakkının temel bir unsurunu oluşturmaktadır. Taraflar açısından bu ihtiyacın giderilmesi temel bir insan hakkı, mahkeme açısından ise bir yükümlülüktür.Söz konusu bu hak, AİHM içtihatlarında AİHS' in 6.maddesi kapsamında korunduğu gibi Türk Anayasası ve kanun metinleri ile yüksek mahkemelerin kararlarında güvence altına alınmıştır. Hukukumuzdaki yüksek mahkemeler de genel olarak gerekçeli karar hakkına uygunluğu sağlamaya çalışmaktadır.2 Öte yandan, AYM'ye bu hususta yapılan bültenimize konu başvuru gibi3, yapılan diğer başvurular ile de kararların gerekçelendirilmesi zorunluluğuna, iç hukukumuzda önemli bir güvence sağlanmaktadır.Gerekçeli karara ilişkin iç hukukumuzdaki düzenleme, Anayasa madde 36'da genel hatlarıyla yer almakla birlikte, Anayasa'da, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ve Türk Medeni Kanunu'nda gerekçeli karara ilişkin düzenlemelere yer veren hükümler mevcuttur: |
|
|
|
|
2. 27.10.2025 TARİHLİ RESMİ GAZETE'DE YAYINLANAN 2023/95915 BAŞVURU NUMARALI AYM KARARI |
|
27.10.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 30.07.2025 tarihli ve 2023/95915 başvuru numaralı Anayasa Mahkemesi Kararı'na konu olayda, başvurucu; sözleşmenin yenilenmemesine dair işleme karşı açılan davada davanın sonucuna etkili iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, kararda geçen ibare nedeniyle de masumiyet karinesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. |
|
Olayda özetle; Belediye, "ilgilinin kamu görevlisinin taşıması gereken güvenirliliği ve liyakati bulundurmaması nedeniyle görevinden yeterince verim alınamayacağı" gerekçesiyle başvurucunun sözleşmesinin yenilenmemesine karar vermiştir. Anılan karara karşı başvurucu, işlemin iptali ve mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebiyle dava açmıştır. İstanbul İdare Mahkemesi, işlemin iptaline ve parasal hakların faizi ile birlikte ödenmesine karar vermiştir. Kararda; Davalı idarece, işlemin sebep unsuru olarak davacının görevi başında öldürülen belediye başkan yardımcısı ile ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmada gözaltına alınmasının ve Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan kamu davası dosyasında, olayın sanıkları ile birtakım işlerle ilgili olarak iletişimi olduğunun gösterildiği, davacının söz konusu kamu davası dosyasında görülen davada sanık olmadığı, hakkında bir ceza davasının olmadığı ifade edilmiş, davacının görevi başında öldürülen belediye başkan yardımcısı ile ilgili gözaltına alınıp serbest bırakılmasında ve ceza dosyasındaki sanıklar ile herhangi bir çıkar ilişkisi olmadan yaptığı görüşmede güvenilirliğin yitirildiği sonucuna varılmaması gerektiği belirtilerek, sözleşmesinin yenilenmemesini gerektirecek bir durum bulunmadığı, yenilememeye ilişkin işlemin sebep ve amaç yönünden hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Belediyece, bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, ancak bu başvuru reddedilmiştir. |
|
İlgili belediyenin temyiz yoluna başvurması üzerine ise Danıştay, istinaf kararının bozulmasına karar vermiştir. Kararda, davalı idarece istinaf başvuru dilekçesinde, yapılan bir şikâyet üzerine başlatılan incelemede aralarında davacının da olduğu bir kısım belediye yetkilisi hakkında kaymakamlıkça soruşturma izni verildiği bilgisine yer verilmiştir. Bu olayla ilgili olarak ceza davası açıldığının Bölge İdare Mahkemesi'ne bildirilmesine rağmen bu hususun kararda irdelenmediği, ayrıca, UYAP üzerinden yapılan sorgulamaya göre görevi kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından yargılamanın derdest olduğu ifade edilmiştir. Davacı hakkında göreviyle ilgili yürütülen ceza yargılaması değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verildiği sonucuna varılmıştır. BİM, bozmaya uyarak davayı reddetmiştir. Kararda, davacı hakkında açılan ceza davalarının derdest olduğu, sözleşmeli çalışma amacının idareye sözleşmenin yenilenmesi hususlarında takdir yetkisi tanındığına ilişkin değerlendirmeler ile personelin özel durumları değerlendirmek suretiyle bu yetkinin kullanabileceğinin altı çizilmiştir. Uyuşmazlık konusu olayda ise takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine, eşitlik ve hakkaniyet ilkelerine aykırı kullanıldığını gösteren somut delilin olmadığı ifade edilmiştir. Bu sebeplerle davacının sözleşmesinin yenilenmemesine yönelik tesis edilen işlemde mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Danıştay'ın nihai karar olan 7/6/2023 tarihli kararına karşı da başvurucu 3/11/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. |
|
3. GEREKÇELİ KARARA DAİR AYM'NİN DEĞERLENDİRMESİ |
|
|
|
|
|
|
|
Somut olayda Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen kapsamda bir gerekçe içermediği, Danıştay tarafından ise bu karara atıf yapılarak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır (Diren Taş, § 36). Sonuç olarak başvurucu hakkında elde edilen verilerin sözleşmenin yenilenmemesini neden ve nasıl haklılaştırdığı hususunun yargılama mercilerinin gerekçelerinde yer almadığı görülmüştür. Yargılama mercileri başvurucu hakkındaki bilgileri değerlendirmediğinden başvurucunun sözleşmenin yenilenmemesinin haksız olduğuna ilişkin iddiaları yeterli şekilde açıklığa kavuşturulamamıştır. Bu itibarla yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. |
|
Bültenimize konu karardaki değerlendirmelerden anlaşılmaktadır ki; mahkemelerce tesis edilen bir kararın, hakkında karar verilen kişinin gerekçeli karar hakkına uygun olabilmesi için, kararda birtakım unsurların yer alması zorunludur: Davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmalı, ilk derece mahkemesinde karşılanmayan veya kanun yolu incelemesinde ilk kez ileri sürülen esaslı itiraz ve iddialar kanun yolu merciince gerekçelendirilerek değerlendirilmeli, hakkında karar verilen kişinin derdest yargılamalarına atıfta bulunularak bir başka mesele hakkında karar veriliyorsa salt derdest yargılamaya atıf yapılıp geçilmemeli, bu yargılamanın tesis edilen karara etkisi irdelenerek atıfta bulunulan yargılamadaki olguların mevcut tesis edilen karara etkisi somutlaştırılmalı ve açıkça ifade edilmelidir. Bu hususlar da hem AYM hem AİHM kararlarında açıkça ifade edilmiştir. AYM, 4 Aralık 2013, 2013/5486 Sayılı kararında5: "Derece mahkemeleri, kendisine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değildir. Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde davanın sonucuna etkili olması halinde, mahkeme bu hususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorunda olabilir. Böyle bir durumda dahi, ileri sürülen iddiaların zımnen reddi yeterli olabilir (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hiro Balani/İspanya, B. No. 18064/91, 9/12/1994). Öte yandan temyiz mercilerinin kararlarının tamamen gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz mercinin, yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz mercinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Garcia Ruiz / İspanya, B.No. 30544/96, 21/1/1996, § 28)" |
|
AYM 'nin 13 Haziran 2013, 2013/1235 sayılı kararı ile de: "Davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur." Denilerek, makul gerekçe kavramı üzerinde durulmuştur. Açıkladığımız tüm bu hususlar ve yargı içtihatlarındaki kriterler göz önünde bulundurulmadan tesis edilen bir mahkeme kararı, gerekçeli karar ve bununla bağlantılı olarak adil yargılanma hakkının ihlaline sebep olabilecektir. |
|
KAYNAKÇA :
|
|
_____________________________ 1 YERDELEN, Erdal, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Ankara, 2015, s. 5.) |
|
|
Diğer Haberler
-
17.6.2026
Yıllık İzinde Cumartesi Bilmecesi: Yargıtay'ın Son Kararı Ne Anlama Geliyor?
Son günlerde sosyal medyada ve çeşitli haber platformlarında yer alan paylaşımlarda, Yargıtay’ın yıllık izin kullanımına ilişkin yeni bir karar verdiği ve bu karar ile cumartesi günlerinin yıllık izin hesabından çıkarıldığı yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Aşağıda anılan karara ilişkin hukuki inceleme ve Cumartesi gününün yıllık izin süresinden sayılıp sayılmamasına ilişkin değerledirmelerimizi sunmaktayız:
-
15.6.2026
Sermaye Piyasası Hukukunda Bask Mekanizması Ve İcra Takiplerine Etkisi
I. Sermaye Piyasalarında Eşitlik İlkesi ve Bask Mekanizmasının Temeli Modern sermaye piyasalarının varlık sebebi, fon arz eden yatırımcılar ile ihraççılar arasında güvene dayalı bir köprü kurmaktır. Bu yapının en temel dinamiği ise yatırımcılar arası eşitlik ilkesidir. Sermaye piyasası hukuku, genel özel hukuk kurallarından farklı olarak, sadece tarafların irade serbestisini değil, aynı zamanda piyasa bütünlüğünü ve istikrarını da koruma altına almayı amaçlar. Bu bağlamda, Borçlanma Aracı Sahipleri Kurulu (BASK) mekanizması, borçlu ihraççı ile alacaklı yatırımcılar arasındaki ilişkinin kolektif bir iradeyle nasıl yönetileceğini belirleyen en kritik müesseselerden biridir.
-
11.6.2026
Güvenlik Kamerası Sistemlerinde KVKK Uyumu: 8 Haziran 2026 Tarihli Kamuoyu Duyurularının Değerlendirilmesi
Kişisel Verileri Koruma Kurumu ("Kurum"), 8 Haziran 2026 tarihinde güvenlik kamerası sistemlerinin hukuka uygun biçimde kullanımına ilişkin iki ayrı kamuoyu duyurusu yayımladı. Duyurulardan biri apartman ve site yönetimlerini, diğeri ise işverenleri kapsamaktadır.
-
4.6.2026
Kişisel Verileri Koruma Kurulu'ndan Biyometrik Veri Kullanımına İlişkin Dikkat Çeken İlke Kararı
Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun ("Kurul") 29.04.2026 tarihli ve 2026/921 sayılı İlke Kararı ("İlke Kararı"), 2 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Karar, çalışanların mesai ve devam takibinde kullanılan parmak izi, yüz tanıma ve benzeri biyometrik sistemlere ilişkin önemli değerlendirmeler içermektedir.
-
2.6.2026
7545 Sayılı Siber Güvenlik Kanunu Kapsamında Kritik Altyapı Sektörlerinin İlanı ve Başlıca Uyum Yükümlülükleri
Türkiye'de siber güvenlik alanında yeni ve kapsamlı kurallar getiren 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu, 12 Mart 2025 tarihinde kabul edilmiştir. Kanun; Siber Güvenlik Başkanlığı'nın yetkilerini, kurum ve şirketlerin uyması gereken kuralları, denetim mekanizmalarını ve yaptırımları düzenlemektedir.
-
25.5.2026
2025 Bilançosu VERBİS Yükümlülüğü Doğuruyor mu? Son Tarih 5 Haziran 2026
Kişisel Verileri Koruma Kurumu ("Kurum"), 2025 yılı mali bilanço toplamı bakımından kriterleri nedeniyle Veri Sorumluları Sicili'ne ("VERBİS") kayıt yükümlülüğü doğan kurumlar vergisi mükellefi tüzel kişi veri sorumlularına ilişkin önemli bir duyuru yayımladı. Duyuru kapsamında, VERBİS kayıt ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi için tanınan süre 5 Haziran 2026 Cuma gününe kadar uzatıldı.
-
22.5.2026
Rekabet Kurumu Birleşme Ve Devralma Kılavuzlarını Güncelledi: İşlem Tarafları İçin Ne Değişti?
Birleşme ve devralma alanında son dönemde kayda değer gelişmeler yaşanmaktadır. Rekabet Kurumu, bu alandaki mevzuat çerçevesini daha açık ve öngörülebilir bir yapıya kavuşturmak amacıyla kapsamlı bir güncelleme sürecini hayata geçirmiştir. Şubat 2026'da gerçekleştirilen Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ (2010/4 sayılı Tebliğ)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (2026/2 sayılı Tebliğ) ile başlayan bu süreç, Mayıs 2026'da yayımlanan güncel kılavuzlarla yeni bir aşamaya taşınmıştır.
-
20.5.2026
Islah Müessesesinin Sınırlarına Dair Yeni Bir Yaklaşım : İçtihadı Birleştirme Kararı
1. GİRİŞ Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından 08.05.2026 tarihinde verilen karar ile, dava dilekçesinde başlangıçta yer almayan bir talebin sonradan "kısmi ıslah" yoluyla davaya eklenemeyeceği açık şekilde hüküm altına alınmıştır.
-
13.5.2026
SGK'dan Analık Geçici İş Göremezlik Sürelerinde Önemli Değişiklik
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan 08.05.2026 tarihli ve 2026/13 sayılı Genelge ile, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında analık sigortasına ilişkin geçici iş göremezlik ödeneği uygulamaları bakımından güncellenmiştir. Söz konusu değişiklikler, 01.05.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7578 Sayılı Kanun doğrultusunda gerçekleştirilmiş olup özellikle doğum sonrası istirahat sürelerinin artırılması ve mevcut raporlara uygulanacak geçiş hükümleri bakımından işverenler ile çalışanlar açısından dikkat edilmesi gereken yeni düzenlemeler içermektedir.
-
11.5.2026
Meslekî Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu Getirilen Mesleklere İlişkin Tebliğ (2026/1) Yayımlandı
33202 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23 Mart 2026 tarihli "Meslekî Yeterlilik Kurumu Meslekî Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu Getirilen Mesleklere İlişkin Tebliğ'' ile, tehlikeli/çok tehlikeli işler kapsamında yer alan bazı meslekler için Meslekî Yeterlilik Belgesi bulundurma zorunluluğu genişletildi.
-
4.5.2026
Çalışma Hayatında Önemli Değişiklik; Doğum İzni Süreleri Yeniden Düzenlendi
Sosyal Hizmetler Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7578 sayılı Kanun, 01.05.2026 tarihli ve 33240 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu düzenleme ile özellikle analık izin sürelerinde önemli değişiklikler yapılmış olup, bu değişiklikler işverenler bakımından iş gücü planlaması ve organizasyon süreçleri açısından dikkate alınması gereken sonuçlar doğurmaktadır. Bu yazımızda, ilgili düzenleme ile getirilen değişiklikleri ele alıyoruz.
-
30.4.2026
Ticari Sırların Korunması Kanunu Taslağı Yayında!
Türk hukukunda ticari sırlara yönelik farklı kanun ve alt düzenlemelerde çeşitli hükümler bulunmakla birlikte, ticari sırrı doğrudan ve kapsamlı biçimde tanımlayan; farklı koruma ve tedbir mekanizmaları öngören müstakil bir mevzuat bugüne kadar mevcut değildi. Bu boşluğu kapatmak amacıyla hazırlanan Taslak, AB'nin ticari sırlara ilişkin 2016/943/AB sayılı Yönergesi esas alınarak kaleme alınmış olup Türkiye'nin uluslararası ticaret politikalarına ve dijital ticaretin gelişmesine destek verecek bir araç niteliği taşımaktadır.
-
24.4.2026
Prime Esas Kazanç Yemek Bedeli İstisnasında Yeni Dönem
Kanun'un 10. Maddesi ile, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun "Prime Esas Kazançlar" başlıklı 80. Maddesinin, istisna tutarlarını düzenleyen (b) bendinde işverenlerce sağlanan yemek bedeli istisnasında önemli bir değişiklik yapılmıştır.
-
20.4.2026
Cezayı Azaltan veya Ortadan Kaldıran Şahsi Sebep Olarak "Etkin Pişmanlık
1. Etkin Pişmanlık Nedir? Etkin pişmanlık, suçun tamamlanmasından sonra failin duyduğu pişmanlık sonucu gönüllü olarak gerçekleştirdiği telafi edici davranışa kanun tarafından -cezada indirim veya cezasızlık yönünde- hukuki sonuç bağlanmasıdır.
-
9.4.2026
Asgari Sermaye Düzenlemesi İçin Son Tarih: 31 Aralık 2026
Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 332. maddesi anonim şirketler için, 580. maddesi ise limited şirketler için asgari sermaye tutarlarını düzenlemekte, söz konusu tutarların Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ve artırılabileceği hükme bağlanmaktadır. Bu yetkiye dayanılarak çıkarılan ve 25 Kasım 2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile asgari sermaye tutarları önemli ölçüde artırılmıştır. Söz konusu Karar'la;