Yoksulluk Nafakasındaki "Süresiz" İbaresi Anayasa Mahkemesi'nin Yeni İptal Kararıyla Kaldırıldı 19 Haziran 2026

Yoksulluk nafakası 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. Maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrası uyarınca, "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir." Söz konusu düzenlemede yer alan "süresiz" ibaresi, Anayasa Mahkemesi'nin 4 Haziran 2026 tarihli Genel Kurul kararıyla oy çokluğuyla iptal edilmiştir.

Mevcut uygulamayı hatırlatmak gerekirse; ilgili hüküm yoksulluk nafakasının süresiz olarak hükmedilmesini öngörmekte olup, Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre bu düzenleme karşısında hâkimin yoksulluk nafakasının süresini belirleme konusunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Bu durum, nafaka yükümlüsü bakımından ömür boyu devam edebilecek bir ödeme yükümlülüğü doğurması nedeniyle hakkaniyete aykırı olduğu yönünde uygulamada tartışmalara yol açmıştır. Öte yandan, yoksulluk nafakası ile amaçlanan temel hususun boşanmayla birlikte bir tarafın yoksulluğa düşmesinin engellenmesi ve zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması olduğu düşünüldüğünde nafaka alacaklısı ve nafaka yükümlüsü arasında adil bir dengenin sağlanması gerektiği ise ağırlıklı benimsenen görüş olmuştur.
 

Anayasa Mahkemesi ("Mahkeme"), son iptal kararına kadar süresiz nafakanın iptalini talep eden başvurulara ilişkin kararlarında, her ne kadar kanunda "süresiz" ibaresi yer alsa da bunun nafaka alacaklısına mutlak surette yaşam boyu nafaka ödeneceği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirtmiştir. Nitekim Aile Mahkemesi sıfatıyla Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından anılan maddede yer alan "süresiz" ibaresinin Anayasa'nın 2, 10 ve 41. maddelerine aykırılığı iddiasıyla yapılan itiraz başvurusuna ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 17.05.2012 tarihli ve 2011/136 E., 2012/72 K. sayılı kararında, kanun koyucunun bu ifadeye yer vermesindeki amacının, boşanma sonucu yoksulluğa düşen eşin, gerekli şartların devam ettiği sürece diğer eş tarafından ekonomik olarak desteklenmesini ve asgari yaşam ihtiyaçlarının karşılanmasını güvence altına alınması olduğunu ifade etmiştir. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için, nafaka talebinde bulunan eşin boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olması yeterli olmayıp, aynı zamanda nafaka yükümlüsü olan eşin de bu yükümlülüğü yerine getirebilecek ekonomik güce sahip bulunması gerektiğinden, Mahkeme'nin önceki yaklaşımının, "süresizlik" ibaresini mutlak ve sınırsız bir yükümlülük olarak değil, belirli koşullara bağlı bir koruma mekanizması olarak değerlendirdiği anlaşılmaktadır.

Mahkeme ayrıca Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinde nafakanın sona ermesine ilişkin çeşitli hallerin düzenlendiğini vurgulamıştır. Buna göre nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden sona erer. Bunun dışında, alacaklının evlenmeksizin fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz bir yaşam sürmesi durumlarında nafaka mahkeme kararıyla kaldırılabilir. Mahkeme, bu düzenlemeleri, nafakanın mutlak ve sınırsız bir yükümlülük olmadığının göstergesi olarak değerlendirmiştir.
 

Antalya 12. Aile Mahkemesi'nin 2025/156 Esas sayılı dosyası kapsamında Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı itiraz başvurusu üzerine verilen 4 Haziran 2026 tarihli iptal kararının gerekçesi henüz Resmî Gazete'de yayımlanmamıştır. Bu nedenle, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi mevcut haliyle uygulanmaya devam etmektedir. Nitekim Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, kanunların veya ilgili hükümlerinin yürürlükten kalkması, iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla gerçekleşir. Aile Mahkemeleri, iptal hükmü yürürlüğe girinceye kadar yürürlükteki mevzuat uyarınca karar vermeye devam edecek; bu kapsamda süresiz nafakaya hükmedilebilecektir. Belirtmek gerekir ki, söz konusu iptal kararı yoksulluk nafakasının talep edilmesini ortadan kaldırmamakta; yalnızca mahkemelerce süresiz olarak hükmedilmesinin önüne geçecek nitelik taşımaktadır. İptal hükmünün yürürlüğe girmesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kararla birlikte oluşacak yasal boşluğun doldurulması ve yeni bir düzenlenme getirilmesi amacıyla Mahkemece ertelendiği anlaşılmaktadır. Bir diğer önemli husus ise, sona eren veya devam eden nafaka ödemelerinin akıbetinin ne olacağına ilişkindir. İptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, iptal kararı yürürlüğe girse dahi, bu tarihe kadar ödenerek sona ermiş yoksulluk nafakaları üzerinde herhangi bir etki doğmayacaktır. Buna karşılık, devam eden nafaka ödemeleri bakımından ortaya çıkacak durum ile mevcut kararların geleceğine ilişkin geçiş hükümlerinin, kanun koyucu tarafından düzenlenmesi beklenmektedir.

Mahkeme'nin bu iptal kararı, yoksulluk nafakasının süresi bakımından önemli bir dönüşüm yaratma potansiyeline sahiptir. Konunun nihai çerçevesi, Mahkeme'nin gerekçeli kararının yayımlanması ve TBMM tarafından yapılacak yeni düzenleme ile birlikte netlik kazanacaktır.

 

Diğer Haberler