Zorlayıcı Nedenle İş Sözleşmesinin Feshini, İşçi ve İşveren Yönünden İrdeleyen Yargıtay'ın Karar İncelemesi 08 Ocak 2026
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5850 Esas, 2025/6491 Karar, 17.09.2025 Tarihli Karar Özeti;
|
Davacı işçi, İlk derece Mahkemesi nezdinde açtığı dava ile belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiğini, ihbar tazminatı ile fazla mesai ve hafta tatili ücret alacaklarının ödenmesini talep etmiştir. |
|
Davalı işveren ise, maden sahasındaki faaliyetin EPDK kararı vb. gerekçelerle durdurulduğunu ve iş sözleşmesinin bu nedenle "zorlayıcı neden" kapsamında feshedildiğini, dolayısıyla ihbar tazminatı ödemesi gerekmediğini savunmuştur. |
|
Ankara 60. İş Mahkemesi 2023/287 Esas, 2025/25 Karar sayılı ve 14.01.2025 tarihli kararı ile fazla mesai ve hafta tatili alacaklarını kısmen kabul etmiş; fakat işverence ileri sürülen zorunlu neden gerekçesiyle ihbar tazminatı talebini reddetmiştir. Karar miktar itibariyle kesin nitelikte verilmiştir. |
|
Adalet Bakanlığı, HMK m.363 uyarınca kanun yararına temyiz başvurusunda bulunarak İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, işyerinin, dava dışı Şirket ile olan sözleşmenin askıya alınması nedeni ile kapatıldığını, bu durumun zorunlu neden niteliğinde olmadığını, ihbar tazminatının kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kanun yararına hükmün bozulmasını istemiştir. |
|
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin incelemesi sonucunda karar metninde açıklandığı şekilde, "İlk Derece Mahkemesince bu savunmaya değer verilmek suretiyle ihbar tazminatı talebi reddedilmiş ise de 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/III hükmünde düzenlenen fesih hakkının kullanılabilmesi için, zorlayıcı nedenin (mücbir sebebin) işyerinde değil işçinin çevresinde meydana gelmesi ve bunun sonucunda işçinin kusuru olmaksızın geçici ifa imkansızlığı nedeniyle iş görme borcunun yerine getirilememesi gerekmektedir." denilerek zorlayıcı sebebin işçinin çevresinde gerçekleşmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. |
|
Nitekim aynı minvalde (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 1979/876 Esas, 1979/316 Karar, 21.03.1979 tarihli kararı Süzek, İş Hukuku, s.699) "... işçiye ilişkin zorlayıcı sebep halinde işçi, işyerine ilişkin zorlayıcı sebep halinde de işveren bildirimsiz fesih yetkisi kullanamaz" şeklinde karar verdiği görülmektedir. |
|
Kanun yararına bozma kararının bu nedenle önceki içtihatlarıyla uyumlu olduğu söyleyebilecektir. Karşı oy gerekçesinde anılan örneklerde karar künyeleri belirtilmese de ilgili kararlar olabileceği öngördüğümüz kararlarda esasen işçinin çevresine ilişkin felaketlerin 24/I-a kapsamında değerlendirildiği görülmektedir.Örneğin Yargıtay 9. HD, 2017/8693 Esas, 2018/16210 Karar, 19.09.2018 tarihli kararında grizu patlaması nedeniyle yer altında çalışmayı reddeden işçi hakkında Yargıtay, 24/I-a hükmünün uygulandığını ve işçinin kıdem tazminatına hak kazandığını belirtmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 9. HD, 2008/34679 Esas, 2010/26086 Karar, 28.09.2010 kararında Irak iç savaşının devam ettiği bir işyerinde çalışan işçinin iş sözleşmesini feshetmesi hâlinde de 24/I-a maddesi uygulanmış, kıdem tazminatı ödenmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Bu örnekler, eğer işveren haklı nedenle fesih yapmak istiyorsa; zorlayıcı nedenlerin işçinin çevresinde olması gerektiği kuralını destekleyici niteliktedir. |
|
Kanunun işçinin haklı nedenle fesih hakkını düzenleyen 24. Maddesinde "işçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkması" işçi için bir haklı neden sayılmaktadır. Aynı minvalde işverenin haklı nedenle fesih hakkını düzenleyen ise 25. Maddede ise "İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması." olarak düzenlenmiştir. |
|
Sonuç olarak, 4857?s. Kanun'un 25/III. maddesinde öngörülen zorlayıcı sebep işverene işyerindeki işletme gerekçeli olaylara dayalı bir haklı fesih imkanı sağlamayacaktır. Yargıtay 9. HD da, işyerinin kapanması veya faaliyetin durması gibi işletme kaynaklı mücbir sebeplerin 25/III kapsamında haklı fesih nedeni olarak kabul edilemeyeceğini anılan kararıyla vurgulamıştır. İşyerinde meydana gelen zorlayıcı nedenler, İş Kanunu 25/III değil 24/III kapsamında değerlendirilmelidir. Aksi halde; işveren ihbar tazminatı ödemekle yükümlü hale gelebilecektir. |
Diğer Haberler
-
5.1.2026
Halka Arz Şartlarında Mali Eşikler 2026 Yılı İçin Güncellendi
Sermaye Piyasası Kurulu'nun ("SPK") 31 Aralık 2025 tarihli ve 2025-68 sayılı kararı ("Karar") ile birlikte, payları ilk defa halka arz edilecek ortaklıkların 2026 yılı için yapacakları halka arz başvuruları için sağlanması gereken mali eşiklerde aranan koşullar ağırlaştı.
-
26.12.2025
Finansal Yeniden Yapılandırma Uygulamasının Süresi 2025 Yılında Yeniden Uzatıldı
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 32. Maddesi kapsamında yürütülen finansal yeniden yapılandırma mekanizmasının uygulama süresi, 25 Aralık 2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 10765 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile iki yıl süre ile bir kez daha uzatılmıştır.
-
18.12.2025
KVKK Uyumunda Sürdürülebilirlik: Tek Seferlik Uyum Anlayışının Ötesi
Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte kişisel veriler, kurumlar ve şirketler açısından stratejik bir değer haline gelirken; bu verilerin hukuka uygun şekilde işlenmesi, korunması ve yönetilmesi hem birey haklarının güvence altına alınması hem de kurumsal sürdürülebilirlik bakımından kritik bir önem taşımaktadır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, kişisel verilerin işlenmesinde temel ilke ve yükümlülükleri belirleyerek veri sorumlularına kapsamlı bir uyum sorumluluğu yüklemektedir. KVKK'ya uyum, yalnızca idari para cezalarından kaçınmaya yönelik bir zorunluluk değil; aynı zamanda kurumsal itibarın korunması, müşteri güveninin tesis edilmesi ve hukuki risklerin etkin şekilde yönetilmesi açısından vazgeçilmez bir unsur haline gelmiştir.
-
15.12.2025
İhbar Süresinde Gerçekleşen Ücret Artışından Çalışanın Yararlanması Mümkün Müdür?
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 17. Maddesindeki düzenleme uyarınca; belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekmektedir. Buna göre iş sözleşmeleri;
-
12.12.2025
Borca Batıklık ve Sermaye Kaybı Hesaplamasında Muafiyet Süresi Uzatıldı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 376'ncı maddesi, şirketlerde sermaye kaybı ve borca batıklı olma durumunu düzenlemekte olup bu durumlarda uyulacak usul ve esasları ise "6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 376'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ" ("TTK m. 376 Tebliği") ile detaylandırılmıştır.
-
8.12.2025
OFAC Nedir? Yatırımcılar İçin Stratejik Önemi Ve Uygulama Alanları
Dünya değiştikçe ve gün geçtikçe, daha da sık karşılaşmaya başladığımız terimlerden biri "OFAC". Küreselleşen dünyada uluslararası alanda yatırım yapmak isteyen kurumlar bir şekilde OFAC'a rastlıyor ya da OFAC ile temas ediyor. Zira, OFAC tarafından uygulanan bu yaptırımlar yalnızca ABD vatandaşları / menşeli şirketleri değil, ABD ile doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik - finansal temasta olan kişileri de ilgilendiriyor. Peki nedir bu OFAC?
-
4.12.2025
Ortaklara Borçlar Ve Adat Faturası
1. Adat Nedir? Uygulamada sıklıkla işletmelerin ortaklara borç vermesi işlemi ile karşılaşılmaktadır. İşletmenin ortaklardan alacaklı hale geldiği böyle bir durumda söz konusu alacak miktarına adat faizi hesaplanması ve fatura düzenlenmesi gerekmektedir. Dolasıyla adat, işletme ile ortak/ilgililer arasında gerçekleşen borç-alacak ilişkilerinde işletme kaynaklarının kullanım süresine bağlı olarak faiz tahakkuku hesaplamak ve vergi kaybının telafi edilmesi amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Bu hesaplamalar, transfer fiyatlandırması kurallarına uyum, vergi matrahının doğru belirlenmesi ve KDV gibi yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından önem taşır.
-
28.11.2025
Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirim Süreci Ve Yaptırımları
1. Hamiline Yazılı Pay Senetlerin Basımı ve Bildirimi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("Kanun") 484. maddesi uyarınca anonim şirketlerde iki tür pay senedi bulunmaktadır: nama yazılı ve hamiline yazılı pay senetleri. Nama yazılı pay senetlerinde devir işlemi teslim ile gerçekleşirken, hamiline yazılı pay senetlerinin devri için Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirilmesi ve Kayıt Altına Alınması Hakkında Tebliğ ("Tebliğ") uyarınca bazı şartlar getirilmiştir. Tebliğ kapsamında hamiline yazılı payların Merkezi Kayıt Kuruluşu ("MKK") kaydının tamamlanması, yönetim kurulu kararının alınması ve bu kararın ilgili sicil müdürlüğünde tescil ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirilmesi gerekmektedir.
-
20.11.2025
Birleşme ve Devralma İşlemlerinde Niyet Mektubu Süreci
Birleşme ve devralma ("M&A") işlemleri, hem hukuki hem ticari açıdan çok aşamalı süreçlerdir. Bu süreçte, sözleşme aşamasına geçilmeden önce sözleşme tarafları, işlem iradelerini belirlemek, ticari beklentilerini paylaşmak ve hukuki çerçeveyi oluşturmak için bir hazırlık sürecine girerler. Bu hazırlık süreci, tarafların işlem yapısına ilişkin temel ilkeleri tartıştığı, müzakere stratejilerini belirlediği ve işlem risklerini değerlendirdiği ilk aşamayı oluşturur.
-
14.11.2025
Gerekçeli Karar Hakkının İhlaline Dair Yeni Aym Kararı Resmi Gazete'de Yayınlandı
1. GİRİŞ Gerekçe, yargı kararlarında meselenin, sonuçta gösterilen şekilde çözülmesinin nedenini ve niçinini gösteren kısımdır ve hüküm vermenin bir uzantısıdır.1 Gerekçenin içeriğinin tatmin edici ve tutarlı olması, hukukî dinlenilme hakkının ve adil yargılanma hakkının sağlanması açısından mühimdir. Gerekçeli karar, mahkemenin tarafsızlığını ortaya koymakla; gerçekten, dosya içeriğine, akla ve hukuka uygun düşen bir gerekçe sayesinde taraflar davayı hangi maddî ve hukukî sebeplerden ötürü kaybettiklerini veya kazandıklarını öğrenme ve tatmin olma şansına sahip olacaklardır.
-
7.11.2025
Kapsam Dışı Personel Hakkında Anayasa Mahkemesi Kararı
22.09.2025 Tarihli Resmi Gazete 'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi Kararında;
-
24.10.2025
Asıl ve Alt İşverenin Arabuluculuğa Birlikte Katılma Zorunluluğu Anayasa Mahkemesi Kararı ile Kaldırıldı
Çalışma hayatında iş ilişkilerinin sona ermesi sonrasında işçinin işe iade talebiyle başvurabileceği arabuluculuk sürecine ilişkin önemli bir Anayasa Mahkemesi kararı yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasında yer alan, "Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hâllerde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması gerekir" hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğuna karar vermiştir. Söz konusu karar, 17 Ekim 2025 tarihli ve 33050 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
-
23.10.2025
Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanına Döviz Ve Para Hareketlerini Sınırlama Yetkisi Veren Kanun Hükmünü İptal Etti!
15 Ekim 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi ("Mahkeme")17 Haziran 2025 tarihli, E. 2024/193, K. 2025/136 sayılı kararıyla1 ("Karar") 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un ("Kanun") 1. maddesini ("Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım satımı ve kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin alım satımı, kıymetli madenlerin rafinajı ile tüm bu eşya ve kıymetlerin, ticari senetlerin ve tediyeyi temine yarayan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk Parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir.") iptal etmiştir.
-
21.10.2025
Borçlu Dışındaki Kişiye Ait Malların Haczi ve Hukuki Hakların Korunmas
İcra takibi sürecinde borçlunun malvarlığına dahil olmayan üçüncü kişilere ait malların haczi, uygulamada sıkça karşılaşılan ve ciddi mağduriyetlere yol açan bir durumdur. Özellikle eşler arasında mal rejimi kaynaklı belirsizlikler ile birlikte mülkiyet ilişkileri, icra işlemlerinde mülkiyetin kime ait olduğunun doğru şekilde tespitini zorlaştırmaktadır. Bu kapsamda, borçlunun eşinin veya bir başka üçüncü kişinin malı üzerine haciz tatbik edilmesi halinde başvurulabilecek hukuki koruma yollarının en önemlisi istihkak iddiasıdır.
-
20.10.2025
Rekabet Hukuku Çerçevesinde Birleşme ve Devralmalar ve Bildirim Yükümlülüğü
Birleşme ve devralmalar (M&A), şirketlerin büyüme ve yeniden yapılanma stratejilerinin merkezinde yer almaktadır. Şirketlerin gerek ulusal, gerekse uluslararası ölçekte genişleme, pazar paylarını artırma yahut yeni pazarlara giriş yapma amacına hizmet eden bu işlemler, yalnızca ekonomik ve ticari sonuçlar doğurmakla kalmayıp, aynı zamanda ilgili pazardaki rekabet dinamiklerini doğrudan etkileyebilme potansiyeli taşımaktadır. Bu sebeple, birleşme ve devralma işlemleri, pazardaki rekabet yapısını etkileyebilir. Bu özelliğinden dolayı, M&A işlemleri stratejik fırsatlar yaratırken, rekabet düzeninin sürdürülebilirliği açısından da düzenleyici otoritelerin titizlikle değerlendirdiği alanlardan biridir.