8. Yargı Paketi İle Getirilen Yeni Düzenlemeler 15 Mart 2024
Kamuoyunda "8. Yargı Paketi" olarak bilinen değişiklik ve yeni düzenlemeleri barındıran 7499 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ("Kanun"), 12 Mart 2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. Bu yazımızda, Kanun ile birlikte 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ("CMK"), 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ("TCK"), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK), 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ("İİK") ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun kapsamında yapılan değişiklikleri ele alacağız.
|
Ceza Yargılamasında Kanun Yollarına Başvuru Sürelerinde Değişiklik |
|
Öncelikle, 8. Yargı Paketi ile birlikte getirilen değişikliklerde en dikkat çeken değişikliklerden birisi Kanun'un 18. ve 19. maddeleri ile Ceza Hukuku'nda kanun yoluna başvuru sürelerinde değişiklikler yapılması olmuştur. Önceki haliyle, CMK'nın 273. maddesinde "hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün" şeklinde düzenlenen istinaf kanun yoluna başvuru ve CMK 291. maddesinde "hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün" şeklinde düzenlenen temyiz kanun yoluna başvuru süreleri, "hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta" şeklinde değiştirilmiştir. Böylece, hem uygulamada istinaf ve temyiz sürelerinin farklı olmasından kaynaklı meydana çıkan karışıklık giderilmiş hem de kararların, açıklanması itibariyle kanun yoluna başvuru süresini başlatan uygulamadan vazgeçilerek, gerekçeli kararların tebliği ile kanun yoluna başvurma süresinin başlaması öngörülmüş olup bu şekilde gerekçeli karar ile birlikte gerekçeli istinaf veya temyiz nedenlerinin ayrıca bildirilmek durumunda kaldığı öncesinde süre tutum talebi olarak adlandırılan dilekçe ile gerekçesiz biçimde istinaf veya temyiz yoluna başvurulmasını gerektiren uygulamaya duyulan ihtiyaç ortadan kalkmıştır. Düzenlemenin yürürlük tarihi 01.06.2024 olarak kararlaştırılmıştır. |
|
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına İlişkin Yeni Düzenlemeler |
|
Daha önce, 01.08.2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin ("AYM") kararı1 ile iptal edilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ("HAGB") düzenlemesinin aksine, Anayasa Mahkemesi kararı gerekçeleri de göz önünde bulundurularak, CMK'nın 231. maddesinde yapılan değişiklik ile HAGB sanığın kabulüne ve/veya talebine bırakılmamıştır. Yeni düzenleme ile mahkeme, koşul ve şartların oluşması halinde re'sen hareket ederek sanık hakkında HAGB kararı verebilecek, verilen karara karşı sanık kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf kanun yoluna başvurabilecektir. HAGB kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi halinde de temyiz yoluna gidilebilecektir. |
|
Uygulamada zaman zaman beraat veya mahkumiyet kararı verilmesi gereken hallerde, hatalı olarak HAGB kararı verilmesi durumunda kararlara karşı yalnızca itiraz kanun yoluna gidilebilmesi, kişilerin istinaf haklarını elinden almakta ve mağduriyetlere yol açabilmekteydi. Yeni düzenleme ile birlikte bu mağduriyetin giderilmesi amaçlanmıştır. Düzenleme, Kanun'un yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir. |
|
Adli Para Cezası Tutarlarında Artışa İlişkin Düzenleme |
|
TCK'nın "Adli Para Cezası" başlıklı 52. maddesi ikinci fıkrasında belirlenen adli para cezasının bir günlük karşılığı için öngörülen üst ve alt sınırların arttırılması yoluna gidilerek, alt sınır 20 TL yerine 100 TL, üst sınır 100 TL yerine 500 TL olarak arttırılmıştır. Düzenlemenin yürürlük tarihi 01.06.2024 olarak kararlaştırılmıştır. |
|
Makul Sürede Bitmeyen Yargılamalar İçin Tazminat Komisyonu'na Başvurulmasına İlişkin Düzenlemeler |
|
Yargılamaların makul sürede yargılanma hakkını ihlal etmesi karşısında tarafların uğradıkları manevi zararların tazminini talep etmesi hukuken mümkündür. Anayasa Mahkemesi'ne ("AYM") başvurulma şartı olan idari ve adli başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekliliği manevi zararların tazmini için de geçerlidir. Ancak, manevi zararların tazmini için herhangi bir idari ya da adli başvuru yolu bulunmadığından zararların tazmini için doğrudan AYM'ye başvurulması usulü, yasa değişikliği ile yeni bir başvuru yolu oluşturulması şeklinde değiştirilmiştir. 8. Yargı Paketi kapsamında 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'da yapılan değişiklik ile uzun yargılama süreleri ile ilgili manevi tazminat talepleri öncesinde 1 ay içinde içerisinde Adalet Bakanlığı'na bağlı Tazminat Komisyonu'na yapılacaktır. Komisyona müracaat, soruşturma, kovuşturma veya yargılama sürecinde ya da en geç bunların kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde yapılacak, Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde müracaat edemeyenler, mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte müracaat edebilecektir. |
|
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemine ilişkin usul ve esaslar da belirlenerek komisyona müracaat, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılabilecektir. Yeni düzenlemeye göre; Anayasa Mahkemesince düşme kararı verilen veya 10 Ekim 2023 tarihinden itibaren doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuruların iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması gerekçesine dayanan kabul edilemezlik kararları, tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde müracaat üzerine Komisyon tarafından incelenecektir. |
|
Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme düzenlemesinde değişiklik: |
|
8 Aralık 2023 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan AYM Kararı2 uyarınca, kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarını önleyecek şekilde belirli ve öngörülebilir nitelikte olmadığı ve bu yönüyle kanunilik şartını taşımadığı gerekçesiyle, "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek" eylemine ilişkin TCK'nın 220. maddesinin 6. fıkrası düzenlemesinin iptaline karar verilmesi nedeniyle AYM kararındaki gerekçeler gözetilerek, söz konusu kanun hükmü de 8. Yargı Paketi kapsamında yenilenmiştir. Yeni düzenlemede, "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek" eylemi, ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Böylece, örgüt üyesi olmamakla birlikte, örgüt adına suç işleyen kişinin, hem işlediği suça konu eyleminden hem de suçun örgüt adına işlenmesi eyleminden ayrı ayrı cezalandırılabilmesi öngörülmüştür. Ayrıca, yeni düzenlemenin son cümlesi ile bu hükmün yalnızca silahlı örgütler bakımından uygulanacağı da düzenlenmiştir. Son olarak, düzenlemenin yürürlük tarihinin Kanun'un yayım tarihi olarak kararlaştırıldığını da belirtmek isteriz. |
|
Türk Medeni Kanunu'nda Yapılan Değişiklikler |
|
8. Yargı Paketi ile birlikte, 23.06.2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan AYM Kararı3 ile Anayasa'ya aykırı bulunduğu için iptaline karar verilen Türk Medeni Kanunu'nun 407. ve 471. maddelerinin, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda değiştirilmesine yönelik olarak, yeni düzenlemeler de getirilmiştir. Bu kapsamda, önceki düzenleme uyarınca bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her erginin kısıtlanmasına karar verilmekteyken, yeni düzenleme ile kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişinin, yalnızca kendi isteği üzerine kısıtlanması veya kendisine kayyım atanması öngörülmüştür. Ancak, yeni düzenleme ile toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişilerin, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabileceği öngörülmüştür. Önceki düzenlemede olduğu gibi cezayı yerine getirmekle görevli makam, hapis cezasının infazına başlandığını derhâl vesayet makamına bildirmekle yükümlü olacaktır. Ayrıca, önceki düzenlemeden farklı olarak, vesayet makamının karar vermeden önce hükümlüyü dinleme zorunluluğu getirilmiş, bunun yanı sıra "Bu Kanunun kayyımlığa ilişkin hükümleri niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu madde için de uygulanır." şeklindeki düzenleme ile de gerekmesi halinde uygulanmak üzere TMK'nın kayyımlığa ilişkin hükümlerine atıf yapılmıştır. |
|
Önceki haliyle, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişinin üzerindeki vesayetin, yalnızca hapis halinin sona ermesi ile ortadan kalkacağına ilişkin TMK'nın 471. maddesine, belirtilen AYM kararı doğrultusunda, eklenen yeni hükümler ile hapis halinin devamı süresince belirli şartların meydana gelmesi halinde vesayetin sona erebileceği de düzenlenmiştir. Yeni düzenlemeye göre; "Toplam beş yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması" ve "Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması" hallerinde hapis hali sona ermemiş olsa dahi kişi üzerindeki vesayet kaldırılabilecektir. |
|
TMK'nın koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişki usulün düzenlendiği 436. maddesinin 1. fıkrasının 6. bendinde de değişikliğe gidilmiştir. Düzenlemenin önceki haliyle, resmi sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla hekim ön raporu ile kişinin en fazla 20 gün süreyle sağlık kuruluşlarına yerleştirilebileceğine ilişkin verilen yerleştirme kararına karşı hiçbir itiraz yolu bulunmamakta iken yeni düzenleme ile yerleştirme kararının derhal ilgilisine ve yakınlarına tebliğ edilmesi öngörülmüş, ilgilisinin ve yakınlarının bu karara karşı bildirimden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz etme hakkı tanınmıştır. Denetim makamınca, itirazın ivedilikle değerlendirilmesi gerektiği ve iyi niyetten uzak itirazların önüne geçilebilmesi adına yapılan itirazın kararın icrasını derhal durdurmayacağı da yeni düzenlemede hüküm altına alınmıştır. |
|
İcra ve İflas Kanun'da Yapılan Değişiklikler |
|
8. Yargı Paketi düzenlemeleriyle birlikte, İİK'nın kanunda belirtilen sürelerin başlangıç ve bitişlerinin belirlenmesine ilişkin 19. Maddesinin 2. Fıkrasına eklenen "Müddet, hafta olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde biter." şeklindeki cümle ile hafta olarak belirlenmiş süreler için sürenin bitim tarihinde yaşanan karışıklık giderilerek, bu sürelerin net bir şekilde belirlenmesi sağlanmıştır. |
|
İİK'nın Yeniden Yapılandırmaya ilişkin hükümlerinde olan 309/p maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile birlikte tasdik duruşmasında verilen tasdik veya ret kararına karşı daha önceden yalnızca temyiz yolu olarak belirlenen kanun yolu değiştirilerek, istinaf kanun yolu kanun hükmüne eklenmiştir. Buna göre; yeni düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, artık tasdik veya ret kararı akabinde, borçlu ve tasdik duruşması sırasında itirazda bulunmuş olan alacaklılar, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde öncelikle istinaf kanun yoluna başvurabilecek, daha sonra istinaf incelemesi üzerine verilen karara karşı da kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yoluna başvurabilecektir. |
|
Ayrıca, 8. Yargı Paketi ile birlikte İİK'nın 364. maddesinde de değişikliğe gidilerek, miktar veya değeri elli sekiz bin sekiz yüz Türk lirasını geçen nihai kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvuru süresi de 2 hafta olarak belirlenmiş ve temyiz yoluna başvurulmasına ve temyiz incelemesine dair esaslar yönünden yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine atıf yapılarak, eski Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan atıf madde içeriğinden çıkartılmış, bu şekilde hem istinaf süreleri ile temyiz süreleri arasında yeknesaklık sağlanmış hem de eski kanuna yapılan atıf kaldırılarak, madde içeriği güncellenmesi sağlanmıştır. |
|
Önemle belirtmek gerekir ki İİK'da yapılan değişikliklere yönelik düzenlemelerin tamamının yürürlük tarihi 01.06.2024 olarak kararlaştırılmıştır. |
|
7499 sayılı Kanun metninin tamamına buradan4 ulaşabilirsiniz. |
|
7499 sayılı Kanun ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda ("KVKK") yapılan değişikliklere ilişkin yazımıza da buradan5 ulaşabilirsiniz. |
|
_____________________________ |
Diğer Haberler
-
8.1.2026
Zorlayıcı Nedenle İş Sözleşmesinin Feshini, İşçi ve İşveren Yönünden İrdeleyen Yargıtay'ın Karar İncelemesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5850 Esas, 2025/6491 Karar, 17.09.2025 Tarihli Karar Özeti;
-
5.1.2026
Halka Arz Şartlarında Mali Eşikler 2026 Yılı İçin Güncellendi
Sermaye Piyasası Kurulu'nun ("SPK") 31 Aralık 2025 tarihli ve 2025-68 sayılı kararı ("Karar") ile birlikte, payları ilk defa halka arz edilecek ortaklıkların 2026 yılı için yapacakları halka arz başvuruları için sağlanması gereken mali eşiklerde aranan koşullar ağırlaştı.
-
26.12.2025
Finansal Yeniden Yapılandırma Uygulamasının Süresi 2025 Yılında Yeniden Uzatıldı
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 32. Maddesi kapsamında yürütülen finansal yeniden yapılandırma mekanizmasının uygulama süresi, 25 Aralık 2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 10765 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile iki yıl süre ile bir kez daha uzatılmıştır.
-
18.12.2025
KVKK Uyumunda Sürdürülebilirlik: Tek Seferlik Uyum Anlayışının Ötesi
Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte kişisel veriler, kurumlar ve şirketler açısından stratejik bir değer haline gelirken; bu verilerin hukuka uygun şekilde işlenmesi, korunması ve yönetilmesi hem birey haklarının güvence altına alınması hem de kurumsal sürdürülebilirlik bakımından kritik bir önem taşımaktadır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, kişisel verilerin işlenmesinde temel ilke ve yükümlülükleri belirleyerek veri sorumlularına kapsamlı bir uyum sorumluluğu yüklemektedir. KVKK'ya uyum, yalnızca idari para cezalarından kaçınmaya yönelik bir zorunluluk değil; aynı zamanda kurumsal itibarın korunması, müşteri güveninin tesis edilmesi ve hukuki risklerin etkin şekilde yönetilmesi açısından vazgeçilmez bir unsur haline gelmiştir.
-
15.12.2025
İhbar Süresinde Gerçekleşen Ücret Artışından Çalışanın Yararlanması Mümkün Müdür?
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 17. Maddesindeki düzenleme uyarınca; belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekmektedir. Buna göre iş sözleşmeleri;
-
12.12.2025
Borca Batıklık ve Sermaye Kaybı Hesaplamasında Muafiyet Süresi Uzatıldı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 376'ncı maddesi, şirketlerde sermaye kaybı ve borca batıklı olma durumunu düzenlemekte olup bu durumlarda uyulacak usul ve esasları ise "6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 376'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ" ("TTK m. 376 Tebliği") ile detaylandırılmıştır.
-
8.12.2025
OFAC Nedir? Yatırımcılar İçin Stratejik Önemi Ve Uygulama Alanları
Dünya değiştikçe ve gün geçtikçe, daha da sık karşılaşmaya başladığımız terimlerden biri "OFAC". Küreselleşen dünyada uluslararası alanda yatırım yapmak isteyen kurumlar bir şekilde OFAC'a rastlıyor ya da OFAC ile temas ediyor. Zira, OFAC tarafından uygulanan bu yaptırımlar yalnızca ABD vatandaşları / menşeli şirketleri değil, ABD ile doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik - finansal temasta olan kişileri de ilgilendiriyor. Peki nedir bu OFAC?
-
4.12.2025
Ortaklara Borçlar Ve Adat Faturası
1. Adat Nedir? Uygulamada sıklıkla işletmelerin ortaklara borç vermesi işlemi ile karşılaşılmaktadır. İşletmenin ortaklardan alacaklı hale geldiği böyle bir durumda söz konusu alacak miktarına adat faizi hesaplanması ve fatura düzenlenmesi gerekmektedir. Dolasıyla adat, işletme ile ortak/ilgililer arasında gerçekleşen borç-alacak ilişkilerinde işletme kaynaklarının kullanım süresine bağlı olarak faiz tahakkuku hesaplamak ve vergi kaybının telafi edilmesi amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Bu hesaplamalar, transfer fiyatlandırması kurallarına uyum, vergi matrahının doğru belirlenmesi ve KDV gibi yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından önem taşır.
-
28.11.2025
Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirim Süreci Ve Yaptırımları
1. Hamiline Yazılı Pay Senetlerin Basımı ve Bildirimi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("Kanun") 484. maddesi uyarınca anonim şirketlerde iki tür pay senedi bulunmaktadır: nama yazılı ve hamiline yazılı pay senetleri. Nama yazılı pay senetlerinde devir işlemi teslim ile gerçekleşirken, hamiline yazılı pay senetlerinin devri için Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirilmesi ve Kayıt Altına Alınması Hakkında Tebliğ ("Tebliğ") uyarınca bazı şartlar getirilmiştir. Tebliğ kapsamında hamiline yazılı payların Merkezi Kayıt Kuruluşu ("MKK") kaydının tamamlanması, yönetim kurulu kararının alınması ve bu kararın ilgili sicil müdürlüğünde tescil ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirilmesi gerekmektedir.
-
20.11.2025
Birleşme ve Devralma İşlemlerinde Niyet Mektubu Süreci
Birleşme ve devralma ("M&A") işlemleri, hem hukuki hem ticari açıdan çok aşamalı süreçlerdir. Bu süreçte, sözleşme aşamasına geçilmeden önce sözleşme tarafları, işlem iradelerini belirlemek, ticari beklentilerini paylaşmak ve hukuki çerçeveyi oluşturmak için bir hazırlık sürecine girerler. Bu hazırlık süreci, tarafların işlem yapısına ilişkin temel ilkeleri tartıştığı, müzakere stratejilerini belirlediği ve işlem risklerini değerlendirdiği ilk aşamayı oluşturur.
-
14.11.2025
Gerekçeli Karar Hakkının İhlaline Dair Yeni Aym Kararı Resmi Gazete'de Yayınlandı
1. GİRİŞ Gerekçe, yargı kararlarında meselenin, sonuçta gösterilen şekilde çözülmesinin nedenini ve niçinini gösteren kısımdır ve hüküm vermenin bir uzantısıdır.1 Gerekçenin içeriğinin tatmin edici ve tutarlı olması, hukukî dinlenilme hakkının ve adil yargılanma hakkının sağlanması açısından mühimdir. Gerekçeli karar, mahkemenin tarafsızlığını ortaya koymakla; gerçekten, dosya içeriğine, akla ve hukuka uygun düşen bir gerekçe sayesinde taraflar davayı hangi maddî ve hukukî sebeplerden ötürü kaybettiklerini veya kazandıklarını öğrenme ve tatmin olma şansına sahip olacaklardır.
-
7.11.2025
Kapsam Dışı Personel Hakkında Anayasa Mahkemesi Kararı
22.09.2025 Tarihli Resmi Gazete 'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi Kararında;
-
24.10.2025
Asıl ve Alt İşverenin Arabuluculuğa Birlikte Katılma Zorunluluğu Anayasa Mahkemesi Kararı ile Kaldırıldı
Çalışma hayatında iş ilişkilerinin sona ermesi sonrasında işçinin işe iade talebiyle başvurabileceği arabuluculuk sürecine ilişkin önemli bir Anayasa Mahkemesi kararı yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasında yer alan, "Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hâllerde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması gerekir" hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğuna karar vermiştir. Söz konusu karar, 17 Ekim 2025 tarihli ve 33050 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
-
23.10.2025
Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanına Döviz Ve Para Hareketlerini Sınırlama Yetkisi Veren Kanun Hükmünü İptal Etti!
15 Ekim 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi ("Mahkeme")17 Haziran 2025 tarihli, E. 2024/193, K. 2025/136 sayılı kararıyla1 ("Karar") 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un ("Kanun") 1. maddesini ("Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım satımı ve kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin alım satımı, kıymetli madenlerin rafinajı ile tüm bu eşya ve kıymetlerin, ticari senetlerin ve tediyeyi temine yarayan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk Parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir.") iptal etmiştir.
-
21.10.2025
Borçlu Dışındaki Kişiye Ait Malların Haczi ve Hukuki Hakların Korunmas
İcra takibi sürecinde borçlunun malvarlığına dahil olmayan üçüncü kişilere ait malların haczi, uygulamada sıkça karşılaşılan ve ciddi mağduriyetlere yol açan bir durumdur. Özellikle eşler arasında mal rejimi kaynaklı belirsizlikler ile birlikte mülkiyet ilişkileri, icra işlemlerinde mülkiyetin kime ait olduğunun doğru şekilde tespitini zorlaştırmaktadır. Bu kapsamda, borçlunun eşinin veya bir başka üçüncü kişinin malı üzerine haciz tatbik edilmesi halinde başvurulabilecek hukuki koruma yollarının en önemlisi istihkak iddiasıdır.